BERAAT VE DERHAL BERAAT KARARLARI

BERAAT VE DERHAL BERAAT KARARLARI

Ceza hukukunda bireyin suç isnadı ile karşı karşıya kalması; masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilir. Suç isnadına maruz kalan bir kişinin yargılama sonucunda mahkûmiyetine hükmedilebileceği gibi beraatine de karar verilebilir. 

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) beraat kararının verilebileceği durumlar açıkça belirtilmiştir. Bu makalede, beraat ve derhal beraat kararlarının tanımı, şartları, sonuçları ve ilgili yasal dayanaklar ele alınacaktır.

Beraat kararı, ceza yargılaması sonucunda sanığın suçsuz olduğuna veya aleyhindeki suçlamaların hukuken geçerli bir temele dayanmadığına hükmedilmesi anlamına gelir. Beraat kararı, bir kişinin kendisine yöneltilen suçlamalardan dolayı mahkeme tarafından suçsuz bulunmasını ifade eder.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 2. fıkrası, beraat kararının verilebileceği halleri şu şekilde düzenlemiştir:

Beraat kararının en temel sebeplerinden biri, sanığın eyleminin Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmamış olmasıdır. Bir fiil, yalnızca kanunda suç olarak düzenlenmişse kişi cezalandırılabilir. Eğer mahkeme, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak belirtilmediğine karar verirse, bu durumda beraat kararı verilir.

Ceza hukukunda “suç” kavramı, toplumun düzenini korumak amacıyla kanun koyucu tarafından belirlenen fiillerdir. Bu fiillerin dışındaki davranışlar suç teşkil etmez. Örneğin, bir kişinin hukuka aykırı bir şekilde davranması (kumar oynaması), ancak kanunlarda o fiili suç olarak tanımlayan bir düzenleme olmaması (kumar oynamak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.34’ e göre kabahat olup, suç olarak düzenlenmemiştir.) durumunda kişinin cezalandırılması mümkün olamayacağı gibi kişi hakkında beraat kararı verilir. Bu durumda, sanık, yasalar gereği suç işlememiş sayılır.

Ceza hukukunun evrensel ilkesi olan ‘Kanunilik’ ilkesinin gereği, yalnızca kanunda açıkça suç olarak tanımlanmış eylemler cezalandırılabilir. Eğer kanunda, belirli bir eylem suç olarak düzenlenmemişse, sanık suçlu sayılmayacaktır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-b maddesine göre, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması durumunda beraat kararı verilir. Örneğin, bir mala zarar verme suçunda sanığın olay yerinde olmadığına dair telefon baz kayıtları ve görgü tanıklarının ifadeleri gibi somut deliller sunulursa, mahkeme sanığın suçla ilgisinin bulunmadığını tespit ederek beraat kararı verir.

Ceza muhakemesinde, suçun işlenip işlenmediğini kanıtlamak, iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcılığına aittir. Savcılığın, sanığın suç işlediğine dair somut ve ikna edici deliller sunamaması durumunda, mahkeme; sanığın suçsuz olduğuna karar vermelidir. Bu halde beraat kararı, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması ve dolayısıyla suçluluk kararının verilmediği anlamına gelir.

Hukuk sisteminin temel prensiplerinden biri, suçluluğu kanıtlanmamış bir kişinin suçlu sayılmaması gerektiğidir. Her birey, masumiyet karinesinden faydalanır. Eğer suç işlediği kanıtlanamazsa, sanığın suçsuz olduğu kabul edilir.

Bir suçun işlendiği kabul edilse bile, failin kast (bilerek ve isteyerek suç işleme iradesi) ya da taksir (dikkatsizlik veya tedbirsizlik neticesinde) ile suç işlemesi gerekir. Eğer failin suç işlemeye yönelik kastı veya taksiri yoksa hakkında beraat kararı verilir.

Suç, failin kasten veya taksir ile gerçekleştirmesi gereken bir fiildir. Eğer failin suç işlemesinin altında kasıt ya da taksir bulunmuyorsa, suçun unsurları eksik sayılır.

 Ceza hukukunda, kişilerin suç işlediklerinden hareketle cezalandırılması için, eylemlerini suç işleme iradesi veya taksirle gerçekleştirmesi işlemesi gereklidir. Suçun işlenmiş olması yeterli değildir; failin iradesinin de kanuni unsurlar neticesinde suçla örtüşmesi gerekir.

Bir fiil suç oluşturabilir, ancak bunun yanında olayda hukuka uygunluk sebebi bulunması halinde kişiye ceza verilmeyecektir. Böyle durumlarda da beraat kararı verilir. Hukuka uygunluk nedenleri, kanunda şu şekilde düzenlenmiştir;

Kanunun hükmünü yerine getirme, kanunla belirlenmiş bir görevi yerine getiren kişinin suçlu sayılmaması durumudur. Burada failin amacı suç işlemek değil, yasaların gerektirdiği eylemi yerine getirmek ve hukuk düzenini korumaktır. Kişinin bu tür eylemleri cezai sorumluluk doğurmaz. Ancak eylem, kanunda belirtilen şartlara uygun olmalıdır.

Meşru savunma, kişinin kendisini ya da bir başkasını korumak amacıyla orantılı bir şekilde güç kullanmasıdır. Meşru savunma, meşru tehlike karşısında gerçekleştirilen eylemden dolayı kişinin cezalandırılmayacağı anlamına gelmektedir. Burada kritik olan nokta, savunmanın orantılı olmasıdır. Örneğin, bir kişi, kendisine fiziksel saldırıda bulunan birine karşı aynı şiddette karşılık veriyorsa, bu durum meşru savunma kapsamında değerlendirilebilir. Ancak saldırganın hareketi sona erdiğinde, orantısız güç kullanımı meşru savunmayı ortadan kaldırır.

 Hakkın kullanılması, kanunen tanınan hakların kullanılması durumunda yapılan eylemin hukuka uygun olmasıdır. Kişinin kendisine tanınan hukuki hakkını kullanması, cezalandırılmasına gerekçesi olamaz.

İlgilinin rızası, bir kişinin özgür iradesiyle başka bir kişiye bir eyleme onay vermesidir. Ceza hukukunda, rızaya dayalı eylemler hukuka uygun sayılabilir. Ancak rıza, kişinin özgür iradesiyle ve kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olarak verilmiş olmalıdır.

Bahsedilen hukuka uygunluk nedenleri, ceza hukukunda suç işlemiş gibi görünen ancak belirli durumlarda cezai sorumluluktan muaf olan kişilerin eylemlerini açıklar. Her biri, belirli şartlara ve sınırlamalara tabidir ve bu şartlar ihlal edilirse, hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkar.

Bu sebeplerden birinin varlığı halinde, sanık suç işlemiş olsa bile, fiilinde hukuka uygunluk sebebi bulunduğundan, ceza verilmesine yer bulunmaz ve beraat kararı verilir.

Bu düzenleme kapsamında; yargılama sonucunda mahkeme, sanığın eyleminin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin varlığı kapsamında işlendiğine karar verirse, beraat kararı verecektir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi, sanığın yüklenen suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığında beraat kararı verilmesini düzenler. Bu durumda, sanığın suç işlediği kesin olarak kanıtlanamamakta, ancak suçsuz olduğu da tam anlamıyla ortaya konulamamaktadır.

Mahkeme, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince hareket ederek beraat kararı verir. Örneğin, bir kundaklama suçunda sanığın olay yerinde olduğu iddia edilse de yangının çıkış sebebi belirlenememiş ve sanığın yangını başlattığına dair doğrudan delil bulunamamışsa, mahkeme şüpheli durum sanık aleyhine yorumlanamayacağı için beraat kararı verir. Bu hüküm, delil yetersizliği halinde sanığın mahkûm edilmesini önleyerek masumiyet karinesini korur.

Sanığın cezalandırılması için mahkûmiyetin kesin delillerle desteklenmesi zorunludur. Eğer mevcut deliller sadece kuşku uyandırıyor ancak kesinlik taşımıyorsa, mahkeme suçun işlendiğini sabit görmeyerek beraat kararı vermelidir. Bu madde, keyfi mahkûmiyetleri engellemek ve adil yargılamayı sağlamak amacıyla ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olarak kabul edilir.

Beraat kararının hukuki ve pratik sonuçları, sanık açısından oldukça önemlidir. Bunlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Masumiyetin kesinleşmesi: Beraat eden kişinin suçsuz olduğu kabul edilir ve aleyhinde herhangi bir mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
  • Adli sicil kaydı oluşmaması: Beraat kararı verilen kişi hakkında ceza infazı söz konusu olmayacağından sabıka kaydı da oluşmaz.
  • Tazminat hakkı: Haksız yere tutuklanan veya yargılanan kişi, CMK m. 141 kapsamında tazminat talep edebilir.

Beraat kararına karşı, istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurulabilir. 5271 sayılı CMK m. 272 ve devamı maddelerinde istinaf süreci, CMK m. 286 ve devamı maddelerinde ise temyiz süreci düzenlenmiştir. Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ilk derece mahkemesinin beraat kararına karşı kanun yollarına başvurabilir.

İstinaf başvurusu, ilk derece mahkemesinin kararının bölge adliye mahkemesi tarafından incelenmesini sağlar. Eğer istinaf sürecinden sonra da taraflar kararın hukuka aykırı olduğu kanaatindeyse, Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılabilir. Temyiz sürecinde Yargıtay, verilen kararının hukuka uygun olup olmadığını değerlendirir. Beraat kararlarının istinaf ve temyiz aşamalarında incelenmesi, yargılamanın hatalardan arındırılmasını ve adil bir süreç yürütülmesini sağlamaktadır.

Derhal beraat kararı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 9. fıkrasında düzenlenen ve belirli koşulların varlığı halinde mahkemenin duruşmaya devam etmeksizin beraat kararı verebilmesini öngören bir hükümdür. Bu düzenleme, yargılama sürecinin gereksiz yere uzamasını önlemek ve sanığın haksız yere yargılanmasının önüne geçmek amacıyla getirilmiştir.

CMK m. 223/9’a göre, mahkeme yargılama sürecinde sanığın beraatini gerektiren bir durum tespit ettiğinde, davaya devam etmeksizin derhal beraat kararı verebilir. Bu hüküm, sanık hakkında mahkûmiyet ihtimalinin kesin olarak ortadan kalktığı veya yargılamanın sürdürülmesinin hukuki bir fayda sağlamayacağı durumlar için uygulanır.

Mahkeme, aşağıdaki hallerde derhal beraat kararı verebilir:

  • Yüklenen fiilin suç teşkil etmemesi (CMK m. 223/2-a)
  • Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması (CMK m. 223/2-e)
  • Suçun sanığın fiiliyle gerçekleşmediğinin kesin olarak belirlenmesi (CMK m. 223/2-b)

Örneğin, sahtecilik suçlamasıyla yargılanan bir kişinin suç tarihinde yurt dışında olduğu kesin delillerle ortaya konulmuşsa, mahkeme derhal beraat kararı verebilir. Aynı şekilde, sanığa atfedilen fiilin kanunen suç sayılmadığı anlaşılırsa, mahkeme duruşmaya devam etmeksizin beraat hükmü kurabilir.

Derhal beraat, mahkeme tarafından her ne kadar yargılamanın her aşamasında verilebilir olsa da, uygulamada genellikle duruşmanın erken aşamalarında verilebilen bir karardır. Normal beraat kararı ise yargılama süreci tamamlandıktan sonra verilir. Derhal beraatte delil toplama veya tanık dinleme gibi süreçlere gerek duyulmaz, çünkü mahkeme mevcut durumdan hareketle sanığın suçsuz olduğunun açıkça belli olduğuna kanaat getirir.           

  • Beraat ve Derhal Beraat Kararının Önemi

Beraat kararı, ceza yargılamasında masumiyet karinesinin en güçlü tezahürlerinden biridir. CMK 223. maddesi kapsamında, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hukuka uygunluk nedenleri veya suçun unsurlarının oluşmaması gibi durumlarda beraat kararı verilir. Bu karar kesinleştiğinde, sanık hakkında herhangi bir cezai sonuç doğmaz ve hukuki durumuna olumsuz bir etkisi olmaz. Ayrıca, gereklilik halinde haksız yargılama nedeniyle tazminat hakkı da doğabilir.

Derhal beraat kararı ise sanık haklarını koruma, gereksiz yargılama sürecini önleme ve adil yargılanma ilkesini hızlandırma açısından büyük bir öneme sahiptir. Mahkeme, suçun sanık tarafından işlenmediğinin açıkça anlaşıldığı veya fiilin suç oluşturmadığının tartışmasız olduğu durumlarda, daha fazla delil incelemesine gerek duymadan derhal beraat kararı verebilir. Bu,yargılama sürecinin gereksiz uzamasını önler ve sanığın özgürlüğüne en hızlı şekilde kavuşmasını sağlar.

  • Deneyimli Hukuki Temsilin Önemi

Beraat kararı almak, yalnızca hukuki süreçleri takip etmekle değil, hukukun inceliklerini doğru kullanmakla mümkündür. Ceza yargılamasında uzman bir avukatın hukuki bilgi, deneyim ve stratejik yaklaşımı, sanığın lehine sonuç almak için kritik bir rol oynar. Güçlü savunma stratejileri, delil sunumu ve etkili bir duruşma yönetimi, beraat kararını mümkün kılan en önemli unsurlardır. Ceza yargılaması sürecinde doğru hukuki destek almak, bireylerin haklarını en iyi şekilde savunmalarına ve sürecin en avantajlı şekilde yönetilmesine olanak tanır. Bu nedenle, beraat sürecinde profesyonel ve yetkin bir avukatın rehberliği büyük fark yaratacaktır.

Beraat ve Derhal Beraat Kararı Hakkında Sık Sorulan Sorular

  • Beraat nedir?

Beraat, sanığın mahkemede yargılandığı suçtan suçsuz olduğunun kesinleşmesi ve ceza almamasıdır. Mahkeme, sanık hakkında yeterli delil bulunmadığında veya suç işlemediği anlaşıldığında beraat kararı verir.

  • Derhal beraat nedir?

Derhal beraat, yargılama sürecine devam edilmesine gerek kalmaksızın, mahkemenin sanığın suçsuz olduğu açıkça belli olduğunda verdiği beraat kararıdır. Özellikle fiilin suç teşkil etmediği veya sanığın kesinlikle suçu işlemediğinin anlaşıldığı durumlarda uygulanır.

  • Beraat kararı alan kişi sabıka kaydında görünür mü?

Hayır, beraat kararı sabıka kaydına işlemez. Ancak, yargılama süreci UYAP gibi adli sistemlerde kaydedilir ve bazı özel durumlarda görülmeye devam edebilir.

  • Beraat kararına itiraz edilebilir mi?

Evet, beraat kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilir. Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, karara itiraz ederek bir üst mahkemeye taşıyabilir.

  • Derhal beraat kararı istinaf veya temyize götürülebilir mi?

Evet, her beraat kararında olduğu gibi derhal beraat kararı da istinaf ve temyiz incelemesine tabidir. Cumhuriyet savcısı veya şikâyetçi itiraz edebilir.

  • Beraat kararı kesinleşince ne olur?

Beraat kararı kesinleştiğinde, sanık hakkında artık herhangi bir ceza yargılaması yapılamaz ve suçsuz olduğu hukuken tescillenmiş olur.

  • Beraat edilen suçtan tekrar yargılanabilir miyim?

Hayır, aynı fiil ve sanık için tekrar yargılama yapılamaz (CMK m. 223/7). Ancak yeni ve güçlü deliller ortaya çıkarsa yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.

  • Beraat kararı adli sicil kaydına işler mi?

Hayır, beraat kararı adli sicil kaydına (sabıka kaydına) işlemez. Ancak mahkeme süreci UYAP gibi sistemlerde yer alabilir.

  • Beraat kararı almak sicilimi temizler mi?

Evet, beraat kararı aldığınızda hakkınızdaki cezaî süreç sona erer ve adli siciliniz temiz kalır. Ancak bazı kurumlar UYAP gibi sistemler üzerinden geçmişteki yargılamalara erişebilir.

  • Beraat edilirse tazminat alınabilir mi?

Evet, haksız yere yargılanan ve beraat eden kişiler Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi gereğince maddi ve manevi tazminat talep edebilirler.

  • Beraat edilen suçtan memuriyete engel olur mu?

Hayır, beraat edilen bir suç kamu görevine girişte engel teşkil etmez. Ancak bazı kurumlar geçmiş yargılamaları dikkate alabilir.

  • Beraat ettikten sonra suçsuzluğumu nasıl ispat edebilirim?

Beraat kararınızın kesinleştiğine dair belge alarak gerektiğinde ilgili kurumlara sunabilirsiniz.

  • Beraat etmek için en güçlü deliller nelerdir?

Sanığın suç işlemediğini kanıtlayan somut deliller, tanık beyanları, kamera kayıtları, teknik incelemeler ve bilirkişi raporları beraat için güçlü delil oluşturabilir.

  • Beraat kararı almak için avukat gerekli mi?

Avukat zorunlu olmasa da bir ceza avukatı ile süreci yürütmek beraat şansını artırabilir. Çünkü hukuki argümanları en iyi şekilde sunmak önemlidir.

  • Beraat ile takipsizlik arasındaki fark nedir?

Takipsizlik, soruşturma aşamasında savcının yeterli delil bulamaması nedeniyle dava açmamasıdır. Beraat ise dava açıldıktan sonra mahkeme tarafından verilen suçsuzluk kararıdır.

  • Beraat ettikten sonra sosyal haklarımı geri alabilir miyim?

Evet, beraat ettikten sonra kaybedilen haklarınız hukuki yollarla geri alınabilir. Örneğin, memuriyetiniz sona erdiyse iptal davası açabilirsiniz.

  • Mahkemeye gitmeden beraat edebilir miyim?

Eğer deliller yeterince güçlü ise ve mahkeme derhal beraat kararı verirse, uzun bir yargılama sürecine girmeden beraat edebilirsiniz.

  • Hangi durumlarda derhal beraat verilir?

Sanığın suç işlemediği kesin olarak belli ise, fiil suç oluşturmuyorsa veya sanığın eylemi hukuka uygunluk nedeni taşıyorsa, mahkeme derhal beraat kararı verebilir.

  • Beraat ile düşme kararı arasındaki fark nedir?

Beraat, sanığın suçsuz olduğu anlamına gelir. Düşme kararı ise zaman aşımı veya şikâyetten vazgeçme gibi nedenlerle davanın devam edememesi durumunda verilir.

Yazar: Av. Murat Kürşat Aslan

Yorum bırakın